Flipped – İz Bırakanlar Unutulmaz^^

”Ayrıca bütünün, kendi parçalarının bir araya gelmesinden daha fazlası oluşunun ne demek olduğunu biliyordu. Bunun, insanlarda da aynı olduğunu söyledi. Ama bazen insanlar için bütün, daha azı olabiliyormuş… Bunu oldukça ilginç bulmuştum. İlkokuldan beri tanıdığım insanlara bakmaya başladım.  Parçalarının bir araya gelişinden fazlası mı yoksa azı mı olduklarını, öğrenmeye çalıştım. Chet haklıydı. Birçoğu daha azıydı…”

 Sinema aşkım Asya kıtasına doğru kaydığından beri doğru dürüst Amerikan yapımı film izlemiyordum. Arada sırada artık şu kulaklar İngilizce duysun dedikçe de klasikleşmiş, kendini kanıtlamış filmleri tercih ediyor, çokça da 1800lü yıllarda geçen BBC yapımı dizileri izliyordum. Ama birazdan bahsedeceğim filmin afişini  Sermin’de görür görmez vuruldum. Konusunu da okuyunca hemen indirmek için işe giriştim ama Toprak cafenin sömürge interneti ile pek kolay olmayacağının farkındaydım. ‘’ Olsun Akira , o afiş için değer. Afişi böyleyse filmi nasıldır kim bilir, dayanmalısın’’vb. kendi kendimi poh pohlamaların eşliğinde bu güzide filme kavuşabildim. Sıcağı sıcağına da sizinle paylaşmak boynumun borcudur ahali. 

Hollywood’un az da olsa halen güzel işler ortaya çıkarması sevindirici. Gerçi kitaptan uyarlama bir film de olsa yiğidi öldür hakkını yeme mottosu burada da geçerli. Hollywood tarafından rezil edilmiş bir  çok kitap ve remake uyarlamalara  şahit olduk. Neyse ki bu kitabı harika bir filme uyarlamayı başarmışlar.

Filmin konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; 1957 yılında mini mini bir çalışkan iki Bryce ve ailesi yeni bir kasabaya taşınırlar ve daha ilk günden karşı komşuları Juli ,Bryce’ın belalısı olur.  Bryce laf dinlemez Juli’den kaçmaya çalıştıkça Juli bunu kovalar. Bryce kendi kendine ‘’sabret birader ilkokulda böyle olması ortaokulda da böyle olacağı anlamına gelmiyor’’ diye diye 1963ü eder. Juli ise ilk görüşte Bryce’ın gözlerine  vurulmuş, ilk öpücüğüm bu çocuktan olacak ulen diye daha ilk dakikadan kendi kendine yemin etmiş şirin mi şirin bir velet. 1963 yılına geldiklerinde Bryce Juli’nin ilgisinden kurtulmak için türlü planlar devreye sokar. Artık bu planlarında ne kadar başarılı oldu, bizim inatçı Juli’yi etkileyebildi mi izleyin görün 😀 Juli cephesine dönücek olursak, ben bu kıza bayıldım arkadaş. Yaşından olgun ve zeki oluşu. Çınar ağacı için kendini heba etmesi, hayat felsefesini ‘’bütün, kendi parçalarının bir araya gelmesinden daha fazlasıdır’’ diye benimsemesi ile kalbimizi çalıyor. Çınar ağacının rol çaldığından bahsetmemize gerek yok herhalde. Ben de böyle bir ağaca sahip olmak istiyorum diye çok imrendim. Mutlu olmak isteyenler durmasın bu filmi izlesin. Test edilip onaylandı 😀 Bazı insanlar ilk aşkına kavuşur bazılarımız ise platonikten ileri gidemez ama yine de ilk aşkımızın hissettirdikleri ve unutulmaz oluşu diğer aşklarımızdan farklı olur. Bakalım Juli’nin ilk aşkı platonik olarak mı kalacak yoksa mutlu sonla mı bitecek? 😀

Reklamlar

Vee Akira Ortaya Çıkar^^

Suçum büyük, farkındayım a dostlar ama siz de beni anlamaya çalışın ve kendinizi 2 dakikacık benim yerinize koyun çok rica ediciğim.Benim gibi tembel ve uyuşuk bir insan tatil moduna iyice girerse, götünü yaya yaya deniz, güneş, yağuşuklu erkekler felsefesini benimserse Mayıs ayından beri yazı yazmaması çok normaldir değil mi? Bana katılacağınızı biliyordum sağ olun var olun benim sadık okuyucularım 😀 ( Hiç yazı yazmadan nasıl 3 ayda sadık okuyucu ürettiysem. Hayaller aleminde dolanan yazar :))

Neler yaptığımı yukarıda ki paragraftan az çok anlamışsınızdır. Günlerimin çoğu sahilde, şıppıdı şıppıdı denizde yüzmekle geçiyor.  Akşamları yürüyüş muhabbet derken kalan nadir zamanımı da Dean ile geçiyorduuum Ta ki Mavi’nin verdiği supernatural cdleri bozuk çıkana kadar!!!!!!! 2. sezonu 1 aydır bitirememenin siniri, hırsı ne bilem uyuzluğu beni yiyip bitiriyor, kemiriyor. Dean’den ayrı kalmakta cabası. ( Kusura bakma Mavi bacı ama elimde değil, insanüstü varlığın espiriklerine bayılıyorum. Espiriklerine ve müzik zevki benim, geri kalan her bir şeyi senin olabülür :D) Ha bu arada 67 model İmpala’nın da hastası olduğumu belirtmezsem ayıp etmiş olurum. Dizi harici yaptığım şeylerden biri de  maaiilecek toplaşıp Altınoluk çevresinde ki güzelliklerden faydalanmak için ufak geziler düzenliyoruz. Yukarıda ki fotoda olduğu gibi. Zeus altarı senin Hasanboğuldu benim özgürce gezmek, doğaya kavuşup kafa dinlemek gibisi yok. Bütün bunları sevsem de İstanbul’u özlemiyor değilim. Özellikle boğaz ve yatağım burnumda tütüüler 😀 Hasan'ı boğduğumuz mekan:P

Tatilde internetsiz olmanın işkencesini söylememe gerek yok herhalde. Aylardır kahve köşelerinde Edvırd kılıklı sivrilerle kanka modunda insanlığa- teknolojiye kavuşmaya çalışıyorum ama İstanbul’da ki biricik netimin keyfini vermiyor ne yazık ki:( Eylül’de medeniyete kavuşacağımın umudu ile bu satırları Altınoluk’da sizinle paylaşıyorum canlar.

Hasretlik bitti, üşengeçliğimi yavaş yavaş üstümden atıyorum. Bir daha bu kadar uzun süre ayrı kalmıyacağız emin olun. Umarım ben yokken bol bol dizi-film izlemiş tatilin tadını çıkarmış ya da çıkarmaya devam ediyorsunuzdur. Yakında yepisyeni yazılarla buluşucaz millet şimdilik Jaa ne^^