Across The Universe Ve Anılar

Filmden bahsetmeden önce Beatles ile tanışmamdan bahsetmek istiyorum. Yıl 2001. İlkokul 5. sınıf  bebesiyim.  Feci derecede bunalım geçiren bir bebe.  2001 yılının benim ve ailem için bok gibi geçeceği daha yeni yıla girmeden anlaşılmıştı. 2000 yılının son gününde yani yılbaşı gecesi, yeni yıla dakikalar kala annemle babam şiddetli bir kavgaya tutuşmuş ve babam dönmemek üzere evi terk etmişti. İşte böyle boktan bir yılda tanıştım Beatles ile…

Ahanda böle hayatıma daldılar 😀

Mekan Şişli Terakki’de ingilizce dersi idi ( o zamanlar şimdiki gibi tembel bir ruha sahip değildim. Şişli Terakki gibi ”baba” bir okulu sınavla kazanmış  burslu bir öğrenciydim) . Çıtır hocamız her zaman olduğu  gibi elinde teyp sınıfa gelmişti. Her zamanki gibi anlamadığım bir şeyler anlatıp benimde dinlemeye niyetimin olmadığı bir ders ile karşılaşacağımı sanıyordum. Ama öyle olmadı. O gün bir değişiklik yapıp müzik dinleyecektik. Öyle boş bir amaca hizmet etmemek içinde dinleteceği şarkının sözlerinin yazılı olduğu kağıttaki boşlukları doldurucaktık. Kaset teybe kondu ve eğlenceli bir melodi sınıfı doldurdu.

Adını sanını daha önce hiç duymadığım adamlar love love love me do diye  şıkkıdı şıkkıdı şarkı söylüyorlardı ve ben uzun zaman sonra ilk defa adam gibi kendimi neşeli hissetmiştim. Sınıfın belkide ilk defa ders ile bu kadar ilgili olduğuna sevinip gaza gelen hoca hızını alamayıp bir şarkıya daha play dedi.

Artık iyice bu gruba aşık olmuştum. Şarkılarında geçen bir iki kelime hariç hiç bişi anlamadığım bu adamlara aşık olmuştum işte. Neden bahsettikleri hakkında en ufak bir fikrim yoktu ama ben uzun zaman sonra canlı cenaze modumdan çıkmıştım. Sevmem için anlamama gerek yoktu, bana yaşadığımı tekrar hissettirmeleri yetmişti. Çünkü o sıralar annemin yaşadığı büyük bunalım yüzünden okul- ev arası robot gibi yaşıyordum. Hayatımdaki tek hareketlilik okuldan gelince akşamları izlediğim cnbc-e ve pazar günleri ayda yılda bir baba ile dışarı çıkmaktan ibaretti. Ders denen nane ile hiç bir alakam yoktu. Eve geldiğimde okul çantamı nereye atıyorsam ertesi gün okula giderken aynı yerden alıyordum.

O derste ben hey jude, yesterday, yellow submarine, can’t buy me love ile tanıştım. Hayatımın en unutulmaz dersi olarak hafızamda yerini alacağını daha ders bitmeden anlamıştım ama hoca daha son darbesini indirmemişti. John Lennon’ın hayatı ile ilgili bir yazıyı bütün sınıfa dağıtmıştı. Tam olarak anlamamıştım ama İngiltere’den ziyaretimize gelen dayım bana tercüme eder nasıl olsa diye aylardan sonra ilk defa eve nefretle değil sevinçle gitmiştim. John Lennon’ın öldürülüşünü anlattığı zamanda ne kadar üzüldüğümü gayet net hatırlıyorum. ”Bir insan nasıl hayran olduğu adamı öldürebilir ki?”  diye mal mal sormuştum. Elimde şarkı sözleri ve John Lennon’ın hayatının yazılı olduğu kağıt ile beatles maceramın son bulacağını sanıyordum ama bu adamların peşimi bırakmaya niyeti yok gibi idi.

Baba ile geçirilen nadir bir pazarlardan biriydi. Buluştuğumuzda çoğu zaman yaptığımız gibi Kozyatağı Carrefour’a gitmiştik. O zamanlar şimdiki gibi her adım başı avm yoktu tabi. Kaset-cd  reyonuna bakmayı küçükken her zaman sevmiştim gene öyle sıradan bir cd- kaset inlcelemsi yaparken karşıma çıktı Beatles. İşte hocanın çaldığı kaset tam önümde duruyordu. Kocaman 1 harfinin yazılı olduğu Beatles Greatest Hits albümü. Yalvar yakar babama aldırmayı başarmıştım. Sahip olduğum ilk kasedimdi zaten ”benim” diyebileceğim hepi topu 4 kasedim var. Eşsiz kaset koleksiyonumu tamamlayan diğer 3 parçada Blue efendinin albümlerinden oluşmakta. (Yalnız ben hep İngiliz takılmışım ha 😀 ) Fiyatı da  7 milyon 250 bin gibi birşeydi. O zamana göre iyi paraydı anlayacağınız. Elimde mal mal okşamıştım o kadar sevinçliydim düşünün. Ben o kasedi ve blue kasetlerini lise 1e kadar bıkmadan usanmadan dinlemiştim. Sabahları okul için hazırlanırken güzel can yoldaşı oluyorlardı taaki anneannemlerin ben bebekken hacdan getirdikleri  sony kaset çalar bozulana kadar ( o kaset çaların çakma mı gerçek mi olduğu halen muammasını korumakta bu arada 😀 ) Kaset çalar bozuldu benim kasetler evin köşelerine savruldular. O kasette babamın aldığı bir elin parmaklarını geçmeyen eşyalar arasında yerini aldı.

Yıllar geçti yeni gruplar, yeni şarkılar hayatıma girdi. Deli gibi bıkmadan usanmadan dinlediğim gruplar oldu ama Beatles asla hayatımdan çıkmadı. Hoş bu grubu dinleyip hayatından çıkarana rastlamadım. Zaman zaman eski bir dost ile buluşur gibi dinler ve her dinlediğimde 2001 yılına ışınlanırım. Benim için beatles demek 11 yaşında depresyona girmiş kız çocuğu demek.

Gelelim across the universe adlı Beatles şarkılarından oluşan müzikal türündeki filmimize ( sonunda dediğinizi duyar gibiyim 😛 ).

Filmimiz 60ların Amerikasın’da geçiyor. Liverpoolun bağrından kopup gelen Jude tesadüf eseri Max ile tanışır ve ilk günden kanka mode on olurlar. Max’in kardeşi Lucy ile de tanışınca Jude efendinin hikayesi başlamış olur ve filmin başında yanık sesi ile hikayemi dinlemek ister misiniz diyen Jude’ın hikayesini dinlemeye başlamış oluruz.

Filmde efsane şarkıların efsane yorumlarına da şahit oluyoruz. Her bir oyuncu hem rol yaparken döktürmüş hem söylerken. İşte yetenek bööle bişi. Hele hele alttaki sahne film boyunca en içlendiğim sahne oldu. Çocuum öyle bir söylemiş ki odun ben bile duygulandım, ciğerim parçalandı.

Yalnız film boyunca beni tek sinir eden nokta çeviriyle alakalıydı. O da filmden değil çevirmenden kaynaklanıyor tabiki. Saolsun diyalogları güzel güzel çevirmiş ama müzikali müzikal yapan şey olan şarkıları çevirmeye üşenmiş herhalde. Canının istediği şarkıyı biraz daha fazla çevirmiş canının istemediğini 2 satır çevirip bırakmış. Madem şarkıları çevirmeye niyetin yoktu doğru dürüst çevirecek birine bıraksaydı daha iyi olurdu.

İzleyin izlettirin izlemişseniz bi daha izleyin 😀 Son olarak all you need is love dostlar^^

Reklamlar

Dinle Dinle Bıkmadan Dinle^^

Şu sıralar mp3ümün vazgeçilmezi bir kaç şarkı var. Bıkmadan dinliyorum, uzun bir sürede bıkacak gibi de gözükmüyorum. Her şeyi zaman  gösterecek bakalım :D.

Ben sadece 3 şarkı paylaşıcam. Üşeniyorum ne edem 😀 Bu 3 şarkı beni bildiğin başka diyarlara götürüyor. Tesadüfe bakın ki 3 şarkıda süper sesli, saç konusunda şekil değiştiren adlı yaratıkla yarışan, Hong Ki’nin grubu Ft Island’dan. Sözü daha fazla uzatmıyor ve sizi Hong Ki’nin büyülü sesi ile baş başa bırakıyorum^^ Adam bildiğin hipnotize ediyor kahretsin 😀

 

İlk şarkı bir cover. Hong Kiciğim kendinden geçercesine, ”şimdilik” güzel olan saçlarını savururken beni eriyip bitirmeyi, kahretmeyi başarıyor. Amerika’da ki şanslı azınlık bu muhteşem canlı performansı izleme imkanı bulmuş. Laan Hong Ki bizimde üniversitelerimiz var biz de üniversite, Nişantaşı çocuuyuz bize de gel lan 😀

Gelelim 2. pörfecto şarkımıza. Ft Island’ın yeni remake albümünden. Daha ilk dinleyişte etkisine alan ve bir kaç adım öne çıkan bir parça. Ahh adamlar güzel söylüyor kahretsin 😀 Albüm hakkında güzel bir yazı okumak için sizi Masal Evi’nin o güzel yazısına alalım. Onun yazıları sayesinde feci bir primadonna olma yolunda ilerliyorum 😀 Çalışmalara devam Masalcım^^

Son şarkıda özel bir albüm için yapılmış bir parça. Yanılmıyorsam.  Yanılıyor da olabilirim tam hatırlamıyorum. Şarkı güzelse gerisi teferruattır 😀 Tesadüf eseri keşfettiğim bu şarkı youtube adlı tanrıya binlerce kez dua etmemi sağladı.

Ft ısland ve Hong Ki sizi seviyorum^^

Teknik Direktör Feridun Düzağaç Önderliğindeki İyilik & Güzellik Spor Sahalara Adım Atar!

Feridun Düzağaç’ın futbol ve Beşiktaş sevgisini bilmeyen yoktur. Hatta bu sevgisini daha ileriye taşımış bir dönem Radikal gazetesinde spor yorumculuğu bile yapmıştı. Şimdi de çıtayı iyice yükseltti ve teknik direktörlüğe başladı. Takımını ise çoktan kurdu: İyilik & Güzellik Spor. Takım kadrosunda yok yok. Tam bir yıldızlar karması; Redd, Cem Adrian, Badem, Emre Aydın, Hayko Cepkin, Jehan Barbur, Manga, Multitap, Pinhani, Melis Danişmend, Bertuğ Cemil gibi bir çok ünlü ismin yer aldığı iyilik & güzellik spor Barcelona’yı solda sıfır bırakıcak gibi gözüküyor 😀 Yalnız bu takım sıradan bir futbol takımı değil. Türk eğitim gönüllüleri vakfı yararına, F.D. ‘nin sevilen şarkılarını yeniden yorumlayan sanatçılardan oluşan iyilik & güzellik spor bir kaç gün önce albüm ligindeki maçlara dahil oldu 😀 

Bu albümde ilk 11 oyuncuları şarkı söylemiş, teknik direktör F.D. ise, yanında, son yaprağıydı güzün, aşk çok uzak adlı şarkılarını yeniden yorumlamış. Uzun zamandır bu albümü bekliyordum. F.D.’nin bütün şarkılarını çok ama çok severim. Benim gözümde boş müzik yapmayan ender sanatçılardan biri. Şarkılarının her kelimesi yüreğinize, ruhunuza dokunmayı başaran kaç sanatçı var ki şu ülkede? F.D.’de bu şanslı ve başarılı azınlıkta. Bu kadar başarılı olup böyle projelerde yer alması benim gözümde ve kalbimdeki yerini daha çok yükseltiyor. Abarttığımı düşünen olursa onları nadas, cumartesi, içimden şehirler geçiyor, buralar soğuk, yüzün gibi F.D. parçalarını dinlemelerini tavsiye ediyorum. O zaman ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız 😉

Albümdeki şarkılar en az orjinal halleri kadar güzel olmuş.  Aslında daha çok şarkı paylaşmak isterdim ama ağzınıza bir parmak bal çalmayı tercih eden hainlerden olmayı tercih ediyorum 😀 Beğendiğim şarkıları aza indirmek benim için gerçekten zor oldu. Umarım sizde bu muhteşem takımın bir taraftarı olur, iyilik & güzellik sporu maçlarında yalnız bırakmazsınız 😀

Jehan Barbur’u geç keşfeden gruptanım bende. Keşke daha önce bu kadını fark etseydim diye az kafamı duvarlara vurmamıştım 😀 O büyülü sesi ile gene beni kendimden geçirmeyi başardı 🙂

Emre Aydın’da tam kendisine yakışan şarkıyı seçmiş 😀 Dipteyim sondayım depresyondayım Emre Aydın’ı tanımlamıyor da kimi tanımlıyor 😀

Ve Feridun Düzağaç’ın yeni yorumu ile aşk çok uzak. En az eski versiyonu gibi güzel olmuş^^

İç kapağındaki F.D. tarafından yazılmış notlarda çok hoşuma gitti: “dilerim ki günün sonunda çocuklar, çocuklarımız için çabalayan eğitim gönüllülerine ne güç ve moral sağlayabiliriz.

dilerim bir çocuğu eğitmenin, bir ülkenin kaderini çizmek olduğunu anlayabiliriz.

dilerim ki bu ülkede bir gün hayata doğuştan yenik başlayan aç ve fırsat eşitliği hakkı çalınmış çocuklardan konuşmayacağımız güzel ve aydınlık günler görürüz.

(…)’sesimizi çığlığa dönüştürdüğün için sana çok teşekkür ederim’

bu şarkıları yazmaktan hiç bu denli gurur duymamıştım… ”  Feridun Düzağaç

Bu proje her şeyi ile çok güzel. F.D. ve muhteşem takımı, kocaman bir tebriği hak ediyorlar. Albümün tüm geliri tegv’e aktarılacak olması da cabası.  Bunun gibi güzel projeleri daha çok sanatçımızın akıl etmesi dileğiyle.  İyi dinlemeler diler huzurlarınızdan ayrılırım 😀 Jaa ne^^